Göçer: Siyasetin dili toplumu ayrıştırmamalıdır

Göçer: Siyasetin dili toplumu ayrıştırmamalıdır

HÜDA PAR Gaziantep İl Başkanı Faruk Göçer, siyaset dilinin toplumu ayrıştırmak yerine birleştirmesi gerektiğini söyledi.

Oda, STK ve hemşehri dernekleri ziyaretleri kapsamında Gaziantep Batmanlılar Derneği’ni (Batman-
Der) ziyaret eden HÜDA PAR Gaziantep İl Başkanı Göçer, manevi buhrana ve başta ekonomi olmak
üzere toplumun yaşadığı sıkıntılara dikkat çekti.
Göçer ve beraberindeki heyeti, Gaziantep Batmanlılar Derneği (Batman-Der) Sekreteri Hatip Çiftçi ve
yönetim karşıladı. Çiftçi ve yönetimi ile dernek üyeleri yapılan ziyaretten duydukları memnuniyeti dile
getirdi.
Ziyarette açıklamalarda bulunan Göçer, Türkiye'nin ilerleyebilmesi için barışa, huzura, kardeşliğe ve
sevgiye ihtiyacı olduğunu belirterek, siyasilerin diline ve üslubuna çok dikkat etmesi gerektiğini ifade
etti.
“Ekonomik sıkıntıya çare bulmak lazım”
Türkiye'de birçok alanda önemli sorun ve sıkıntıların olduğunu ifade eden Göçer, “Bu sorun ve
sıkıntıları biz kendi penceremizden gerçekten nasıl çözüm yoluna kavuşturabiliriz?’ diye hakkaniyet
ölçüsünde değerlendirmeye çalışıyoruz. Türkiye'de ciddi manada bir ekonomi sıkıntı var. Bu ekonomik
sıkıntıya bir çare bulmak lazım. Bununla beraber ciddi manada bir hukuksuzluk var. Gerçekten adalete
susamış ciddi manada bir kitle var.” dedi.
“Siyasetin dili toplumu ayrıştırmamalıdır”
Siyaset dilinin toplumu kutuplaştırdığını ve ayrıştırdığını belirten Göçer, “Siyaset dilinin bu olmadığını
söylüyoruz. Aslında siyaset dilinin birleştirmesi gerektiğini söylüyoruz. Zaten siyasilerin temel hedefi
kutuplaştırma, ayrıştırma değildir. Siyasilerin Türkiye'yi bir bütün olarak ele alması gerektiğini,
özellikle siyasette ‘ırkçı’ dediğimiz söylemler ön plana çıktıktan sonra gerek Türkiye'nin doğusu gerek
batısında ciddi manada fay hatlarının oluştuğunu görebiliyoruz. Yani siyasiler üst perdeden bir kelime
söyleyince bu söylem alta indiğinde ciddi manada bakıyorsunuz ki fay hatları oluşuyor.” ifadelerini
kullandı.
“İnsanın fıtratına suiniyetle yapılan müdahaleler sonucu kaybeden bir bütün olarak insanlık
olmuştur”
Göçer, Cenab-ı Allah’ın dünya ve içindeki her şeyi insanoğlunun ihtiyaçları için var ettiğini ve insanın
hizmetine sunduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Allah bizi yaratmış, ihtiyaçlarımızın hepsini dünya içinde vermiş ve bu ihtiyaçlarımızın giderilmesi için
de dünyada var ettiği bütün nimetleri hizmetimize vermiştir. Allah-u Teala Kur’an-ı Kerim'de insanı en
güzel bir biçimde yarattığını belirtiyor. Allah yeryüzünde halifeliği bize layık gördüyse, halife olarak
bizi seçtiyse; bu halifelik görevini en güzel şekilde yerine getirecek olan insandır. Belki suiniyetlerle
yapılan bazı müdahalelerden dolayı insanlık bir bütün olarak kaybetmiştir. Bundan dolayı biz, ‘insanlık
özüne dönmeli, özünü bulmalı ve özüne gelmelidir’ diyoruz. Yoksa bu şekilde gerçekten insanlık ciddi
manada can çekişiyor, sıkıntı yaşıyor velev ki dünyanın en refah ülkesinde de olsa huzuru bir türlü
bulamıyor.”
“İnsanın özüne ve fıtratına dönmesi lazım”
İnsanoğlunun dünya ve ahiret dengesini iyi sağlaması gerektiğini belirten Göçer, “İnsan çift dünyalı
yaratılmıştır. Bir ahiret boyutu, bir de dünya boyutu var. Siz bir tarafı doldurduğunuzda örneğin

dünyayı zenginliklerle, maddi imkanlarla doldurduğunuzda, manevi boşluk olduğu müddetçe o insan
bir türlü huzuru bulmuyor. Biz HÜDA PAR olarak ‘hem dünyamızı hem ahiretimizi güzel bir şekilde
doldurmamız lazım’ diyoruz. İki boşluğu doldurduğunuz müddetçe insan huzur bulacak, refah ve
rahata kavuşacak. Bu denge sağlanmadığı müddetçe şu anda da ciddi manada bir huzursuzluk var. Yer
yer geldiğinde bize örneğin ‘Avrupalılar gerçekten ticareti ahlaklı yapıyorlar’ diyorlar. Aslında 1400 yıl
önce hayat nizamımıza baktığımızda Peygamber Efendimiz, ‘bizi aldatan bizden değildir’ buyuruyor.
Biz sadece bu hadisi kendimize şiar edinsek bile bizim için yeter ve artar. Avrupalılar, ‘biz ne zaman
dinimizi terk ettik; o zaman kazandık’ diyorlar. Fakat biz ne zaman dinimizden uzaklaştık; o zaman
kaybettik.” diye konuştu.
“Herkes için her konuda şartsız ve pazarlıksız adalet olmalıdır”
Vatandaşın hak ve özgürlüklerinin bir şarta bağlanmadan verilmesi gerektiğini ifade eden Göçer,
“Eğer başörtüsü bir hak ve hukuksa bu hak ve hukukun hiçbir şarta bağlanmadan teslim edilmesi
lazım. Eğer ana dilde eğitim bir haksa ki haktır herkesin ana dilde eğitim görmesi lazım. Bu hak ve
hukuku hiçbir şarta bağlamadan vermeniz lazım. Türkiye siyasetinde özellikle ciddi manada şöyle bir
sıkıntı ile karşı karşıya kalıyoruz. Bir hak ve hukuk varsa bu hakkı muhakkak bir şartlara bağlıyoruz
veya çözüm üretmemiz gerekirken bu çözümü kurumsallaştırıp, bunu en güncel şekilde toplumumuza
sunmamız gerekirken özellikle erteliyoruz ya da ‘pansuman’ dediğimiz ara tedavilerle işi çözmeye
çalışıyoruz. Yani sorunu tamamıyla çözmüyoruz.” şeklinde konuştu.

22.09.2022 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz